<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Özgür Eğitim Sen &#124;&#124;  Özgür Eğitim ve Bilim Çalışanları Sendikası</title>
	<atom:link href="http://www.ozguregitimsen.org/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ozguregitimsen.org</link>
	<description>Özgür Eğitim ve Bilim Çalışanları Sendikası</description>
	<lastBuildDate>Thu, 26 Aug 2010 19:01:51 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.5</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Bu Utancı Reddediyoruz!</title>
		<link>http://www.ozguregitimsen.org/?p=733</link>
		<comments>http://www.ozguregitimsen.org/?p=733#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 19:01:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sendikamız Haber]]></category>
		<category><![CDATA[hrant dink]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozguregitimsen.org/?p=733</guid>
		<description><![CDATA[19 Ocak 2007 tarihinde bu ülke “Oysa biz yaşadığı cehennemi cennete çevirmeye talip insanlardık’ diyen bir aydınını kaybetti. Onun kalleşçe arkadan kurşunlanan bedeni kaldırım üzerinde yatarken biz çok utandık.
Hrant, göstere göstere gelen ölümünü Agos gazetesinde adeta ilan etmişti. O, bu ülkede “biliyorum ki güvercinlere dokunulmaz” derken, bu ülkede güvercinlere daima dokunulduğunu, onların düpedüz zindanlarda, faili [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ozguregitimsen.org/wp-content/uploads/2010/08/2010_0826_hrantdink.jpg"><span style="color: #000000;"><img class="alignleft size-full wp-image-734" title="2010_0826_hrantdink" src="http://www.ozguregitimsen.org/wp-content/uploads/2010/08/2010_0826_hrantdink.jpg" alt="2010_0826_hrantdink" width="281" height="448" /></span></a><span style="color: #000000;">19 Ocak 2007 tarihinde bu ülke “Oysa biz yaşadığı cehennemi cennete çevirmeye talip insanlardık’ diyen bir aydınını kaybetti. Onun kalleşçe arkadan kurşunlanan bedeni kaldırım üzerinde yatarken biz çok utandık.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hrant, göstere göstere gelen ölümünü Agos gazetesinde adeta ilan etmişti. O, bu ülkede “biliyorum ki güvercinlere dokunulmaz” derken, bu ülkede güvercinlere daima dokunulduğunu, onların düpedüz zindanlarda, faili meçhullerde, gözaltında, darbe işkencehanelerinde, yani devlete yakın mesafelerde yok edildiğini biliyorduk. Güvercinlerini yok edebilen bir ülkenin insanları olarak, cenazesinde havaya uçurulan şahit güvercinlerden bile utandık.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Rakel Dink bir bebekten katil yaratan zihniyeti sorgularken, bu cinayetin kanı çoktan devletin, toplumun tüm kurumlarına sıçramıştı bile. Bizi arkamızdan vurdular diyen bir Bakan’dan, hedef gösteren gazetelere, neredeyse herkesin bildiği bir cinayet planının peşine düşüp mağduru korumaktansa valilik makamında Hrant Dink’i tehdit eden bürokratlara, polise,yargıya, orduya herkese! Göstere göstere gelen bu cinayetin şahitleri olmak hasebiyle Rakel Dink’i dinlerken üzerimize sıçrayan bu kandan çok utandık.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Tam üç senedir Dink ailesi, avukatları ve arkadaşları çaresizce adalet talep ediyor. Üç senedir bu cinayette sorumluluğu olan herkesin tereyağından kıl çeker gibi bu davadan beraat ettiğini, ihalenin ise Dink ailesi ve acıları ile her mahkemede alay eden iki üç caniye kaldığına şahit olduk. Hrant Dink’in avukatı televizyonda herkes bu dava başlasın diyor, ben ilan ediyorum ki bu dava artık bitmiştir dediğinde Agos’un önündeki son anmada “Bu dünyanın camlarını kırmak istiyorum. Babamın büstünü de kırmak istiyorum. Çünkü büstleri değil, insanları seviyorum” diyen Arat Dink’in gözyaşlarından bir kez daha utandık.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">En son öğrendik ki Dışişlerimiz bu dava ile ilgili AİHM’de tarihe geçecek bir “savunma” yapmış. Hrant Dink de nefret söylemleri ile halkı kışkırtıyordu demiş özetle. İstemedi ki, istese biz onu vallah billah korurduk demişler sonra. Bu utanç verici savunmadan sonra Hrant Dink’i yattığı yerde bir kez daha görür gibi olduk. İnanın onun o kaldırımdaki bedeninden ilk vurulduğu gün utandığımız kadar yeniden utandık.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ama artık yeter!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bizler bu ayıba bu utanca ortak olmayı ret ediyoruz. AİHM’ne verilen bu utanç verici davada yapılan savunma için Dink ailesinden özür dilenmelidir. AİHM de çıkan mahkumiyet kararından sonra bu dava temyize götürülmemeli çıkan kararın gereği ivedilikle uygulanmalıdır. Hrant Dink’in katledilmesinde ihmal ve sorumluğu olanlar mutlaka hak ettikleri cezaya çarptırılmalıdır. Bir devlet katilleri savunamaz. Bir devlet bir katil gibi savunma yapamaz. Bunu yapıyor ve göz yumuluyorsa bu ayıp hepimizindir!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bizler bu davada Dink ailesinin yanındayız. Adalet gerçekleşip gerçek suçlular cezalandırılana kadar onların talepleri bizim taleplerimizdir. Onlara yapılan her incitici davranış ve kötülük bize yapılmıştır. Agos’un önünde kaldırılmayı bekleyen cenaze hepimizin cenazesidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Onu vuran karanlık büyük bir hata yaptı. Hem de güvercinleri katleden karanlığı boğacak derecede büyük bir hata.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yaşadığı cehennemi cennete çevirmeye talip o insanın umut ve hayalleri artık hepimizindir.</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Destek Verenler</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Derin Düşünce Ailesi, Özgür Eğitim-Sen, Özgür Yazarlar Birliği, TOKAD (Toplumsal Dayanışma Kültür Eğitim ve Sosyal Araştırmalar Derneği), Sakarya Dayanışma Derneği, Tasfiye Dergisi</span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozguregitimsen.org/?feed=rss2&amp;p=733</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Toplu Görüşmeler Özgürlükleri Genişletmeli!</title>
		<link>http://www.ozguregitimsen.org/?p=728</link>
		<comments>http://www.ozguregitimsen.org/?p=728#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Aug 2010 00:10:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sendikamız Haber]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet örs]]></category>
		<category><![CDATA[toplu görüşmeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozguregitimsen.org/?p=728</guid>
		<description><![CDATA[Memur sendikalarıyla hükümet arasında yeni bir toplu görüşme yapılıyor. Şunu baştan belirtelim ki bu toplu görüşmelere de sadece üç konfederasyonun temsilcilerinin katılması adil değildir. Temsil edilmeyen ya da görüşleri bir şekilde alınmayan diğer sendika üyelerine karşı açık bir yok sayma politikası uygulanmaktadır.
Toplu görüşmelere katılan üç sendikanın taleplerinin birbiriyle uyum göstermemesi, özellikle ekonomik taleplerde uçuruma varan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ozguregitimsen.org/wp-content/uploads/2010/08/aciklama_logo.png"><span style="color: #000000;"><img class="alignleft size-full wp-image-729" title="aciklama_logo" src="http://www.ozguregitimsen.org/wp-content/uploads/2010/08/aciklama_logo.png" alt="aciklama_logo" width="240" height="170" /></span></a><span style="color: #000000;">Memur sendikalarıyla hükümet arasında yeni bir toplu görüşme yapılıyor. Şunu baştan belirtelim ki bu toplu görüşmelere de sadece üç konfederasyonun temsilcilerinin katılması adil değildir. Temsil edilmeyen ya da görüşleri bir şekilde alınmayan diğer sendika üyelerine karşı açık bir yok sayma politikası uygulanmaktadır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Toplu görüşmelere katılan üç sendikanın taleplerinin birbiriyle uyum göstermemesi, özellikle ekonomik taleplerde uçuruma varan farklılıkların olması kamu çalışanlarının haklarının talep ve kazanımı bakımından olumsuz bir sonuç doğuracaktır. Yine konfederasyonlar arasında &#8220;yandaş&#8221; sendikacılık suçlaması baş gösterecek, bağımsız sendikacılığa ilişkin şüpheler haklı olarak yaygınlaşacaktır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Şu bir gerçektir ki diğer toplumsal kesimler gibi kamu çalışanları da ekonomik sıkıntılarla boğuşmaktadır. Kapitalist üretim tüketim kıskacında ezilen bütün katmanlar gibi kamu çalışanları da sömürgen ekonomik kuşatmayla mücadele etmekte, çoluk çocuğuna en azından bunalmayacakları bir yaşam kazandırmaya çalışmaktadır. Ancak bir bütün halinde insanı ezip sömüren kapitalist politikalara karşı topyekûn bir mücadele perspektifinden uzak sendikal söylemler problemleri asla kavrayıp çözümleyemeyecektir. Hükümetten 150–200 liralık seyyanen zam talepleri kapitalist politikaların yarattığı tahribatları gideremez, geleceğe dönük hiçbir sağlıklı projeksiyon ortaya koyamaz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sendika demek öncelikle bu bakışı kavramak demektir. Kuşkusuz ülkemizde sıkıntı yaşayan kesimler sadece kamu çalışanları değildir. Milyonlarca asgari ücretlinin 600 liraya hayatta kalma mücadelesi verdiğini bir kenara not edelim. Yine milyonlarca insan asgari ücretlinin yarısı kadar ancak kazanabiliyor. Aileler birkaç çocuğunu sosyal güvencesi olmadan kölelik ücretleriyle orada burada çalıştırarak ayakta kalmaya çalışıyor. İşsizlerin sayısını hatırlatmaya bile gerek yok. Dolayısıyla toplu görüşme masasına oturan sendikaların talepleri incelendiğinde bu büyük fotoğrafı hükümete sunacak ve bu adaletsiz yapıya karşı bir mücadele ve muhalefet hattı üretecek bir duruş ve niyet göremiyoruz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yaşadığımız hiçbir sıkıntı birbirinden kopuk değildir. Egemen güçlerin sömürü merkezli ekonomi politikaları kölelik ücreti olan asgari ücreti uygularken kamu çalışanlarının bu duruma dönük talep ve muhalefet üretmemesi son derece yanlıştır, sendikacılığın ruhuna aykırıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bir diğer önemli husus olarak; kamu çalışanlarının temsilcisi payesiyle görüşme masasına oturanların haklar ve özgürlükler temelinde herhangi bir taleplerinin olmaması düşündürücüdür. Başörtüsü yasağı, farklı kimlik ve inançların yok sayılıp yasaklanması konfederasyon temsilcilerini hiç rahatsız etmiyor mu? Özgürlüklerin savunulmasında öncülük yapması gereken sendikaların kanayan en büyük yaralardan biri olarak okullar ve kamu kurumlarında uygulanan başörtüsü yasağını müzakere masasında ele almaması utanç verici bir durumdur. Üyelerinin önemli bir kısmı başörtülü kamu çalışanlarından oluşan Memur-Sen&#8217;in bu meseleyi müzakerelerin temel maddesi haline getirmesi gerekmez miydi? Halkımız, &#8220;görmedik, duymadık, bilmiyoruz&#8221; savsaklamasıyla üzeri örtülen bu zulümlerin uygulayıcıları kadar karşı çıkmayanları ile de hesaplaşacaktır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Özellikle eğitim alanında faaliyet yürüten sendikaların tek tipleştirici ve resmi ideolojinin dayatıldığı eğitim sistemine karşı durması gerekmektedir. Toplu görüşmeler sadece zam taleplerinin dillendirildiği bir sirk meydanı olacaksa halkımızı oyalamasınlar. Özgür Eğitim-Sen olarak farklı kimlik ve inançların özgürleşeceği, halkımızı bir bütün halinde sömürüp yoksullaştıran ekonomik politikalarının geriletileceği günler için haklar ve özgürlükler temelinde mücadele vermeye devam edeceğiz. Alınan kararlara bile uyulmayan toplu görüşme oyunlarına itibar etmeden, referandumda sunulan &#8220;grevsiz toplu sözleşme&#8221; teklifini de kabul etmeden grev hakkını sonuna kadar savunacağız.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu vesileyle aynı tavrı düşünce ve inançları özgür, çocukları yoksulluğun pençesinde kıvranmayan bir ülke için görüşmeye katılan sendika temsilcilerinin de göstermesini istiyoruz. Ayrıca ortaya koyduğumuz mücadele perspektifini görüşme sonrası faaliyetlerine de yansıtmalarını bekliyoruz. Aksi takdirde temsil ettiklerini iddia ettikleri emekçi kitle ve bir bütün halinde halkımız nezdinde mahkûm olacaklardır.</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Ahmet ÖRS</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Özgür Eğitim-Sen Genel Merkezi</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Yön. Kur. Üyesi</span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozguregitimsen.org/?feed=rss2&amp;p=728</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sendikalarla ilgili değişiklikler emekçilere ne getirecek?</title>
		<link>http://www.ozguregitimsen.org/?p=725</link>
		<comments>http://www.ozguregitimsen.org/?p=725#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Aug 2010 00:07:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahmet Örs]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet örs]]></category>
		<category><![CDATA[referandum]]></category>
		<category><![CDATA[sendikacılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozguregitimsen.org/?p=725</guid>
		<description><![CDATA[AHMET ÖRS
Referandumda oylanacak sendikalarla ilgili değişikliklerin yeni haklar ve özgürlükler getireceği iddia ediliyor. Türkiye egemen sistemi birçok alanda olduğu gibi halkına hakları çok geriden ve eksik olarak ve nerdeyse başa kakarak lütuf olarak verdiği için hak ve özgürlük mahrumu insanlar iktidarlar sonsuz minnet duygusu ile hareket ediyor.
İki sendikaya üye olma hakkını işçilerin menfaatlerini daha iyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><span style="text-decoration: underline;"><strong><a href="http://www.ozguregitimsen.org/wp-content/uploads/2010/08/yazi_referandum.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-726" title="yazi_referandum" src="http://www.ozguregitimsen.org/wp-content/uploads/2010/08/yazi_referandum.jpg" alt="yazi_referandum" width="343" height="257" /></a>AHMET ÖRS</strong></span></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Referandumda oylanacak sendikalarla ilgili değişikliklerin yeni haklar ve özgürlükler getireceği iddia ediliyor. Türkiye egemen sistemi birçok alanda olduğu gibi halkına hakları çok geriden ve eksik olarak ve nerdeyse başa kakarak lütuf olarak verdiği için hak ve özgürlük mahrumu insanlar iktidarlar sonsuz minnet duygusu ile hareket ediyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İki sendikaya üye olma hakkını işçilerin menfaatlerini daha iyi savunacağından hareketle seçim meydanlarında savunan hükümetin yaman çelişkilerine dikkat çekmeli: Türkiye’de zaten işçi sendikaları bitme noktasına getirilmiştir. İşçi sendikaları kamu teşekküllerinde örgütlüydü. Sınırsız ve sorumsuz yoğun özelleştirmelerle kamu iktisadi teşekkülleri ortadan kaldırıldı. Böylece o kuruluşlarda çalışan işçiler ya emekli edildi ya da başka kurumlara memur ya da sözleşmeli olarak atandı. Dolayısıyla iki sendikaya üye olmayı bırakın tek sendikanın üyesi önemli oranda eridi, azaldı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Başbakanın seçim meydanlarında iki sendikaya üye olacak işçilerin haklarını daha iyi savunacaklarını söylemesi trajikomik bir durumu ifade ediyor doğrusu. İşçilerin haklarını aramasını öven bir başbakanın Tekel işçilerinin Ankara soğuğunda coplanarak, biber gazları sıkılarak havuzlara nasıl doldurulduğunu izah etmesi gerekiyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İşçilerin yan gelip yatarak yıllarca devleti sömürdüğünü iddia edip “yemeyen domuz” argolu söylemleriyle onları topluma hedef gösteren başbakanın işçi sevgisi göz yaşartıcı!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Zaten sendikal mücadele ile önemli kazanımlar elde eden işçileri 4/C köleliğine süren ve bunu bir merhamet uygulaması olarak sunabilme kibrini gösterenlerin işçilerin yeni anayasa ile daha çok hak arama imkânına kavuşacaklarını iddia etmeleri ne yaman çelişkidir!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Memur sendikalarına da toplu sözleşme hakkı (!) tanıyan bir değişiklik var önümüzde. Ama grev hakkı yok. Aslında sendikalar kapatılmalı ve derneklere, lokallere dönüştürülmeli. Grev hakkı olmayan bir sendikal mücadele eli ayağı kesilmiş bir insanı ifade etmez mi?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Türkiye hükümetleri şimdiye kadar toplu görüşme kararlarına uymuşlar gibi şimdi de grevsiz toplu sözleşme hakkını bir lütuf gibi sunabiliyorlar. Hadi eski egemenleri anladık da sık sık halktan yana durduğunu seçim meydanlarında haykıranların bu kadar devletçi refleksler sergilemeleri taraftarlarınca nasıl fark edilmez?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Devletten, darbeden çektiklerini iddia edenlerin samimiyet testi işte burada ve bu şekilde ortaya çıkmaktadır. Toplu sözleşme anlaşmazlıkla biterse son sözü hakem kurulu söyleyecekmiş ve onların kararı bağlayıcı olacakmış! Tabi heyetin, insanlara 600 lirayla geçinmeyi reva gören insafsız ve de vicdansız asgari ücreti tespit heyetinde olduğu gibi nasıl çalışacağını tahmin etmek pek zor olmasa gerek. Ne diyelim, bu kadar şark kurnazlığı olur!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Madem hakem heyeti var neden toplu sözleşme teraneleriyle emekçileri kandırıyorlar ve daha vahimi neden bazı sendikalar bu tutuma itiraz edemiyor? Emek örgütleri hükümetlerin lütuflarına râm olan siyasetleriyle ancak güdümlü sendika olurlar, kimse kusura bakmasın!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hükümet patronların, kapitalistlerin politikalarına karşı emekçiden, yoksul halk kitlelerinden yanaysa, samimi olduğunu iddia ediyorsa önce fiili kölelik uygulaması olan asgari ücreti insanca yaşanabilecek seviyeye çıkarsın. 4/C gibi korsanlıklardan dolayı özür dilesin.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Devleti korumayı bırakıp grev hakkını bir an önce baskı ve yasaklara karşı mücadele eden, çoluk çocuğuna rızık taşıma telaşındaki halk kesimlerinden ve emekçilerden yana tanısın.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Şehirlerin ekonomisini darmadağın eden, küresel sermayeyi palazlandıran özelleştirmeleri durdurup geri alsın.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bunları yapmak zor ise bizim yapacak çok şeyimiz olacaktır.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozguregitimsen.org/?feed=rss2&amp;p=725</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir eğitim yılı daha resmi ideolojinin gölgesinde geçti</title>
		<link>http://www.ozguregitimsen.org/?p=722</link>
		<comments>http://www.ozguregitimsen.org/?p=722#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 22 Aug 2010 00:03:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ahmet Örs]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet örs]]></category>
		<category><![CDATA[resmi ideoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozguregitimsen.org/?p=722</guid>
		<description><![CDATA[
AHMET ÖRS
2009-2010 Eğitim Öğretim yılı kronikleşmiş sorunların devam ettiği bir yıl oldu. Her şeyden önce Türkiye’deki egemen paradigmanın resmi ideolojiyi eğitimin üzerinde bir tehdit olarak sallandırmaya devam ettiği sürece de sorunlar esastan çözülmeyecektir.
Resmi endoktrine eyleminin bir aracı olarak eğitim faaliyetlerinin gerçekleştirildiği tespitini bir kez daha yapmak isteriz. Hangi sorunu ele alırsa alalım bu temel problem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ozguregitimsen.org/wp-content/uploads/2010/08/yazi_kemalizm.jpg"><span style="color: #000000;"><img class="alignleft size-full wp-image-723" title="yazi_kemalizm" src="http://www.ozguregitimsen.org/wp-content/uploads/2010/08/yazi_kemalizm.jpg" alt="yazi_kemalizm" width="297" height="316" /></span></a></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #000000;">AHMET ÖRS</span></span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;">2009-2010 Eğitim Öğretim yılı kronikleşmiş sorunların devam ettiği bir yıl oldu. Her şeyden önce Türkiye’deki egemen paradigmanın resmi ideolojiyi eğitimin üzerinde bir tehdit olarak sallandırmaya devam ettiği sürece de sorunlar esastan çözülmeyecektir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Resmi endoktrine eyleminin bir aracı olarak eğitim faaliyetlerinin gerçekleştirildiği tespitini bir kez daha yapmak isteriz. Hangi sorunu ele alırsa alalım bu temel problem masaya yatırılmadığı müddetçe sağlıklı bir sonuca ulaşmamız mümkün olmayacaktır. Hakikati kavrama amacından uzak, mevcut egemenliği onaylatıcı ve sürdürücü işleviyle Türkiye’deki eğitim sistemi insanlık ve vicdan dışıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Son yıllarda ders müfredatlarında birtakım iyileştirmelerin yapıldığı elbette doğrudur. Ancak temel perspektife dokunulmamıştır. Tarih dersinden İnkılâp dersine kadar, Milli Güvenlik dersinin içerik ve hedeflerinden Türkçe/Edebiyat derslerindeki okuma parçalarına kadar resmi ideolojiyi kutsayan bakış korunmuştur. Bu da tabiatıyla sorgulayıcı eğitim iddiasını boşa çıkarmaktadır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Türkiye’deki eğitim sistemi hâlâ çocuklarımızı kışla içindeki askerler olarak görüyor. (Bunu söylerken kışla içindeki özgürlükten yoksun durumu da asla onaylamıyoruz.) Onları sabah akşam sıraya sokup törensel uygulamalarla itaatkâr robotlara çevirmek isteyen bir sistemin pedagojik mantığı nasıl izah edilebilir? Öğrencilerden mevcut egemen düşünce ve siyaset biçimine boyun eğmelerini isteyen ve başka da bir amacı olmayan bu faşizme karşı koymak, sorumluluk sahibi herkesin görevi olmalıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Türlü meşakkatlerle büyüttüğümüz çocuklarımızı 5 yaşında anaokulu uygulamasından başlayarak elimizden alan eğitim sistemi her türlü köleleştirmeci sistemden daha zalim, daha fütursuzdur. “Çocukların devletin değil bizim” olduğu gerçeğini halkımızın idrak etmesi gerekiyor. Bunun için Özgür Eğitim-Sen elinden gelen muhalefeti yürütecektir. Zihinleri bambaşka kutsal ve şartlandırılmışlıklarla yıkanan çocuklarımıza yapılanları “zulüm”den başka hangi kavram açıklayabilir?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Geçtiğimiz eğitim öğretim yılında da başörtüsü yasağı Türkiye’nin üzerindeki kara leke olarak devam etmiştir. Diyarbakırlı Ecenur Özel adlı 6. sınıf öğrencisi kızımızı başörtüsü taktığı için koskoca devlet, okuldan okula sürmüştür. Bu utanç onlara yeter! Birçok alanda halkının değerleriyle çatışan sistemin düştüğü bu acziyet Ecenur’u takip eden diğer kızlarımızla daha da derinleşmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Üniversitelerden liselere, ilköğretim okullarından merkezi sınavlara kadar eğitimin her kademesinde başörtüsü yasağı bütün acımasızlık ve insafsızlığı ile uygulanmış, hiçbir insan hakları standardına uyulmamıştır. Halkının dini değerlerine gösterdiği düşmanca tavırdan dolayı bu sistemin eğitimle ilgili afili laflar etmeye hakkı yoktur!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Üniversite sınavlarında görev alan personele dağıtılan kılavuzun tam sekiz yerinde başörtüsü yasağının nasıl uygulanacağına dönük uyarılar yer almış, başörtülü adayların binalara dahi sokulması yasaklanmış, başını açıp içeri girdikten sonra başörtüsü takan adayların polisiye bir kurguyla ele alınarak nasıl dışarı atılıp sınavlarının geçersiz sayılacağı kılavuzda ayrıntılarıyla ele alınmıştır. Acı olan ise İslami duyarlılığı olan sendika ve derneklerden bu hususları gündeme getirip kamuoyu önünde deşifre eden kuvvetli sesler çıkmamıştır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Üniversite sınav sistemi YÖK ve hükümetin ortak sorumluluğuyla Danıştay müdahalesi neticesinde 15 puana varan katsayı adaletsizliği ile malul duruma getirilmiştir. Bu özellikle İmam-Hatip Liselerinin önünün kesilmeye devam edilmesi demektir. Üniversite sınav sisteminin kendisi zaten tam bir fecaattir. Yine dersane-okul ve ev arasında sıkışına öğrenci modeline devam edilmiştir. Test çözmekten başka mahareti olmayan gençleri kapitalist piyasaya sürmeye devam etmiştir eğitim sistemi. Yaratıcı beyinler test uygulamalarının kabiliyetleri yok edici mantığına teslim edilmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kesintisiz eğitim uygulamasının kitlelerin endoktrinasyonu doğrultusunda 28 Şubatta elden geçirilmiş versiyonu her geçen yıl yeni rezaletlere sebebiyet vermektedir. YİBO ve PİYO’larda taciz vakalarında artış mide bulandırıcı boyutlara varmıştır. Sistemin ürettiği öğretmenler maalesef öğrencilerine tacizde bulunabilmişlerdir. Bu durum laik dayatmacılığın, İslam’ı toplumsal hayattan, eğitimden dışlamanın bir sonucudur. Halkımızın, İslami çevrelerin bu durumu görmeleri, bu doğrultuda uygulamaları değiştirici kampanyalar sürdürmeleri kaçınılmazdır. Öğrencileriyle meyhanelerde kadeh tokuşturan müdürler ahlak timsali genç kızlarımızın başörtülerini okul girişlerinde zorla açtırırlarken sessiz kalmak zulme geçit vermek demektir. Başta Müslümanlar olmak üzere bütün vicdanlı çevrelerin bu uygulamalara karşı seslerini yükseltmesi gerekmektedir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Eğitim sendikalarının ders ücreti ya da atamalara gösterdikleri ilgi ve hassasiyetin çok küçük bir kısmını bile saydığımız haksızlık ve ifsada karşı göstermemeleri hayret ve üzüntü vericidir. Hak ve özgürlükleri esas alması gereken sendikal anlayışların bu alanları es geçmesi kendi varlıklarını yok saymaktan, menfaat birlikteliğinin ötesini gözetememekten başka bir şey değildir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kesintisiz ve zorunlu eğitime karşı bir kampanya başlatmak, zihinleri egemen paradigma doğrultusunda törpülenmiş, düşünemeyip üretemeyen bir nesil istemeyen her vicdanlı insanın omzundaki öncelikli sorumluluktur. Topluma önce eğitim alanındaki tezgâhlarla edilgen ve köle kimlikler kazandırıldığı düşünülecek olursa meselenin hayatiyeti daha iyi anlaşılacaktır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Açılım politikalarının ete kemiğe bürünemeden fiyasko ile sonuçlanması eğitim alanında farklı kimliklerin ifadesi bağlamında önemli bir imkânı kaçırmıştır. Sanal Türk ulus kimliğini farklı kimlik ve inançları yok sayarak çocuklarımıza, gençlerimize eğitim adına dayatan anlayış geriletilememiş, bu meyandaki çıkışlar toplumsallaşamamıştır. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Üniversitesinin Kürt meselesi, başörtüsü yasağı, eğitimdeki çürütücü politikalar, toplumsal/siyasal gerilimler, resmi ideoloji dayatması gibi can yakıcı sorunlarla ilgili sadra şifa çözümler üretemediği; ilk ve orta öğretiminin farklı ve zengin insan potansiyelini tornadan çıkmış ve bireyliğini yitirerek egemen işleyişe uyumlu nesneler haline dönüştürdüğü bir eğitim sistemi zaten karakteri gereği zulümdür, insanlığımızı yok edici bir canavardır.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozguregitimsen.org/?feed=rss2&amp;p=722</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mavi Marmara’yı Fırat’ın Ötesi’ne Yürütmeliyiz!</title>
		<link>http://www.ozguregitimsen.org/?p=716</link>
		<comments>http://www.ozguregitimsen.org/?p=716#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Jul 2010 15:50:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sendikamız Haber]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet örs]]></category>
		<category><![CDATA[kürt sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[mavi marmara]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozguregitimsen.org/?p=716</guid>
		<description><![CDATA[Diyarbakır&#8217;da Cegerxwîn Kültür Merkezi&#8217;nde gerçekleştirilen &#8220;Kürt Sorunu&#8221; konulu forumda konuşan Özgür-Eğitim-Sen Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Örs, önemli tespitlerde bulundu.  Diyarbakır başta olmak üzere Kürt coğrafyasında ikamet eden Müslümanlar açısından fikri düzlemde de olsa soruna dair netlik gözlemlediğini ve soruna müdahil olma yönünde inisiyatif alınmaya başlandığına işaret eden Örs, konuya yönelik yaklaşım ve soruna dönük çözüm [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><a href="http://www.ozguregitimsen.org/wp-content/uploads/2010/07/haber_ahmet_ors_forum.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-717" title="haber_ahmet_ors_forum" src="http://www.ozguregitimsen.org/wp-content/uploads/2010/07/haber_ahmet_ors_forum.jpg" alt="haber_ahmet_ors_forum" width="420" height="279" /></a>Diyarbakır&#8217;da Cegerxwîn Kültür Merkezi&#8217;nde gerçekleştirilen &#8220;Kürt Sorunu&#8221; konulu forumda konuşan Özgür-Eğitim-Sen Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Örs, önemli tespitlerde bulundu.  Diyarbakır başta olmak üzere Kürt coğrafyasında ikamet eden Müslümanlar açısından fikri düzlemde de olsa soruna dair netlik gözlemlediğini ve soruna müdahil olma yönünde inisiyatif alınmaya başlandığına işaret eden Örs, konuya yönelik yaklaşım ve soruna dönük çözüm noktasında daha cesur söylemlerin bölge dışındaki Müslümanlarca da gösterilmesinin zorunlu olduğunu belirtti.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Edebiyatı olmayan; romanı, şiiri ve öyküsü yazılamayan bir halkın yaşadığı trajedinin gelecek nesillere aktarılmasının mümkün olmadığına dikkat çeken Örs, &#8220;Türkçe edebiyatta Kürtlerin yaşadığı acılara rastlamak mümkün değildir. Romanı, şiiri, öyküsü yazılmayan hiçbir halk yaşadığı trajediyi gelecek nesillere aktaramaz. Bu nedenle trajedilere bir tanıklık belgesi olarak yazınsal çaba önemsenmelidir.&#8221;dedi</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kürt edebiyatının gelişmesi hususunda Müslümanlara büyük sorumluluklar düştüğünün altını çizen Örs, Özgür-Der Diyarbakır Şubesini ilk adım olarak önümüzdeki yıllarda kısa film festivalini gerçekleştirmeye çağırdı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Siyonist İsrail&#8217;in vahşi ambargosu altında inleyen Gazze&#8217;ye insani yardım götüren Mavi Marmara&#8217;nın Kürdistan&#8217;a yürütülmesi durumunda içi boşaltılan &#8220;kardeşliğin&#8221; yeni bir anlam kazanacağını dile getiren Örs, &#8220;Mavi Marmara&#8217;yı Dicle-Fırat&#8217;a doğru yürütürsek kardeşlik ete kemiğe bürünmüş olur. Bugün Kürt kimliği kabul edilmiştir. Biz önce TC&#8217;yi yaptığı tüm zulümler yüzünden özür dilemeye çağırmalıyız. Hükümeti buna zorlamalıyız.&#8221;şeklinde konuştu.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Islah-Haber</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozguregitimsen.org/?feed=rss2&amp;p=716</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Din eğitiminde KKTC’de baskıya, Türkiye’de yaş sınırına son!</title>
		<link>http://www.ozguregitimsen.org/?p=709</link>
		<comments>http://www.ozguregitimsen.org/?p=709#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Jul 2010 18:13:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sendikamız Haber]]></category>
		<category><![CDATA[din eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[dini özgürlükler]]></category>
		<category><![CDATA[KKTC]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozguregitimsen.org/?p=709</guid>
		<description><![CDATA[Özgür Eğitim-Sen olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#8217;nde Kuran eğitimi faaliyetlerini baskın yaparak engelleyen ve öğretmenlerle öğrencileri zor kullanarak okullardan atan Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası’nın bu tutumunu kınıyoruz.
Hak ve özgürlüklerin önünü açmak için mücadele etmesi gereken sivil toplum örgütlerinin, insanların en temel haklarını şiddet kullanarak engellemeye çalışması esef vericidir.
Rum kesiminde ilkokulda bile başörtülü öğrencilere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.ozguregitimsen.org/wp-content/uploads/2010/07/aciklama_ktos.jpg"><span style="color: #000000;"><img class="alignleft size-full wp-image-710" title="aciklama_ktos" src="http://www.ozguregitimsen.org/wp-content/uploads/2010/07/aciklama_ktos.jpg" alt="aciklama_ktos" width="391" height="326" /></span></a><span style="color: #000000;">Özgür Eğitim-Sen olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#8217;nde Kuran eğitimi faaliyetlerini baskın yaparak engelleyen ve öğretmenlerle öğrencileri zor kullanarak okullardan atan Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası’nın bu tutumunu kınıyoruz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hak ve özgürlüklerin önünü açmak için mücadele etmesi gereken sivil toplum örgütlerinin, insanların en temel haklarını şiddet kullanarak engellemeye çalışması esef vericidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Rum kesiminde ilkokulda bile başörtülü öğrencilere özgürlük getirilip Yunanistan’ın hemen Türkiye’nin yanı başındaki adalarında camilerde Kur’an kursları rahatlıkla faaliyet gösterebilirken, KKTC’deki öğretmen sendikasının Müslüman halkın Kur’an kurslarını basarak cadı avına çıkması nasıl bir akıl tutulmasıdır?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İngiliz sömürgesi döneminde dahi böyle bir baskı yaşanmamışken, 2010 yılında karşılaştığımız bu tablo utanç vericidir. Yasakçı sendika bu tutumunu derhal terk etmelidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Benzer bir sorun ülkemizde de devam etmektedir. Bilindiği gibi 28 Şubat darbe sürecinde Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Kanununda değişiklik yapılarak Kur’an kurslarına katılabilme yaşı 12 ye çıkarılmıştı. Bu değişiklik halen yürürlüktedir ve 28 Şubat’ın bu tortusu, tıpkı başörtüsü yasağında olduğu gibi hiç dokunulamadan bırakılmıştır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Geçen yıl sivil toplumun baskısıyla açıklama yapmak zorunda kalan Bakan Faruk Çelik, yaş sınırının en kısa zamanda kaldırılacağını ifade etmişti. Bu doğru bir girişimdi fakat ne yazık ki verilen sözün gereği halen yapılmamıştır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Özgür Eğitim-Sen olarak herkesin inandığı gibi yaşama hakkı olduğunu savunuyor, milyonlarca aileyi zora sokarak en temel hak ve özgürlüklerinden birini engelleyen bu kanunun da derhal yürürlükten kaldırılması gerektiğini hatırlatıyoruz.</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">YUSUF TANRIVERDİ</span></strong></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">ÖZGÜR EĞİTİM-SEN GENEL BAŞKANI</span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozguregitimsen.org/?feed=rss2&amp;p=709</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Siverek: Silahlar sussun, gençlerimiz ölmesin!</title>
		<link>http://www.ozguregitimsen.org/?p=704</link>
		<comments>http://www.ozguregitimsen.org/?p=704#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Jul 2010 17:52:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eylemlerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[kürt sorunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozguregitimsen.org/?p=704</guid>
		<description><![CDATA[Şanlıurfa&#8217;nın Siverek İlçesi&#8217;nde aralarında Özgür Eğitim-Sen&#8217;in de bulunduğu 20 sivil toplum örgütü &#8220;Susturun silahları gençlerimiz ölmesin&#8221; pankartı altında ortak basın açıklaması yaptı.  Hürriyet Caddesi üzerinde yapılan açıklamada, &#8220;Susturun Silahları, Gençlerimiz Ölmesin&#8221; pankartı açılarak, Türkçe ve Kürtçe yazılı; &#8220;Kürt halkı olarak şiddet istemiyoruz&#8221;, &#8220;Savaş baronlarının saltanatına son&#8221;, &#8220;Kardeş kanı akmasın, Yeter&#8221;, &#8220;Susturun silahları Ceylanlar ölmesin, &#8220;Paşaların [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><a href="http://www.ozguregitimsen.org/wp-content/uploads/2010/07/eylem_siverek.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-705" title="eylem_siverek" src="http://www.ozguregitimsen.org/wp-content/uploads/2010/07/eylem_siverek.jpg" alt="eylem_siverek" width="375" height="258" /></a>Şanlıurfa&#8217;nın Siverek İlçesi&#8217;nde aralarında Özgür Eğitim-Sen&#8217;in de bulunduğu 20 sivil toplum örgütü &#8220;Susturun silahları gençlerimiz ölmesin&#8221; pankartı altında ortak basın açıklaması yaptı.  Hürriyet Caddesi üzerinde yapılan açıklamada, &#8220;Susturun Silahları, Gençlerimiz Ölmesin&#8221; pankartı açılarak, Türkçe ve Kürtçe yazılı; &#8220;Kürt halkı olarak şiddet istemiyoruz&#8221;, &#8220;Savaş baronlarının saltanatına son&#8221;, &#8220;Kardeş kanı akmasın, Yeter&#8221;, &#8220;Susturun silahları Ceylanlar ölmesin, &#8220;Paşaların çocuğu da öldüğünde Sorun çözülecek&#8221; yazılı dövizler taşındı. Polisin yoğun güvenlik önlemi aldığı açıklamayı sivil toplum örgütü temsilcileri adına Özgür-Der yöneticisi Cuma Şirin yaptı.</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">BASIN AÇIKLAMASININ TAM METNİ:</span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Kürt sorunu olarak adlandırılan ve Kürt halkının kimliğinin, dilinin, kültürünün ve kimliğiyle beraber yaşama hakkının elinden alındığı bu büyük sorunu çözmeye yönelik girişimlerin akamete uğratılmaya çalışıldığı, savaş dilinin daha ağır basmaya başladığı bir dönemden geçiyoruz. Silahların konuştuğu bir ortamda sağduyunun akamete uğradığı gerçeğinden hareketle tüm toplumsal kesimlerin sağduyunun dili olma noktasında önemli bir sorumluluk taşıdıkları kanaatindeyiz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kürtler yüzyıllardan beridir bu topraklarda yaşayan bir halktır. Bu hiç kimsenin inkâr politikalarıyla tersyüz edilemeyecek bir gerçektir. Sorunun esas kaynağı Osmanlıdan sonra kurulan TC&#8217;nin Türk ulusu merkezli politikalarından hareketle bu coğrafyanın asli unsuru olan Kürtleri imha, inkâr ve asimile etme çabalarıdır. Küresel ve bölgesel dinamiklerin, gelişmelerin dayatmasından sonra asırlardır bu coğrafyada ikamet eden Kürtlerin kimliğini ve dilini inkâr etme politikalarının etkili olamayacağının farkına varan devlet erkânı Kürtlerle ilgili politikalarını gözden geçirerek konsept değişikliğine gitmiştir. Bu konsept değişikliğinden sonra bazı adımların atılacağının sinyallerini vererek açılım politikalarını ülke gündemine sokan Ak Parti hükümeti uzun bir müddet tatmin edici bir adım atmadan ülke kamuoyunu meşgul etmiştir. Açılımın sadece kendisinden bahseden ama açılımı yapma konusunda &#8220;her türlü bedeli ödemeye hazırız&#8221; açıklamalarına rağmen ciddi ve tatmin edici sayılabilecek hiçbir adım atmayan hükümet bu ürkek tavrıyla umut içinde bekleyen kamuoyunu büyük bir hayal kırıklığına uğratmıştır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">PKK&#8217;nin tek taraflı ateşkes uyguladığı aylarda TSK operasyonlar için yığınaklar yapmaya devam etmiştir. Bu durumun açılımı akamete uğratabileceği ihtimalini göz ardı eden Ak Parti hükümetinin bunu durdurmak için hiçbir girişimde bulunmadığı kanaati kamuoyunda yaygındır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Silahların konuşmaya ve kanın akmaya başladığı bir konjonktürde Başbakanın &#8220;Saldırılar dursun o zaman operasyonlar en az seviyeye iner&#8221; anlamındaki sözleri geç kalınmış bir dönemde söylenmiştir. Devlet erkânının olan biten her şeyi yeniden 90&#8242;lı yılların çatışma söylemiyle dillendirmelerini ve özellikle OHAL gibi projelerin bir takım milliyetçi çevreler tarafından tavsiye edilmesini ibretle takip ediyoruz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Çatışmacı bir dilin ve kan dökmeyle sonuçlanan pratiklerin Kürt sorununun çözümüne yararı olamayacağını hatta bunun tam aksine sorunu daha da içinden çıkılmaz bir hale getireceğini yaşadığımız son süreç bize göstermiştir. Bu gerçekten hareketle PKK&#8217;nin muhatap olarak kabul edilmek için gerçekleştirdiği saldırılar tüm kamuoyunu germekte ve iç savaş çıkarma sevdalılarının ekmeğine yağ sürmektedir. Kürt sorunu gibi asırlık bir sorunun bazı politik çıkarlar için dar bir çerçeveye sıkıştırılmasının Kürt halkına yarar sağlamadığı ortadadır. Kürt sorunun çözümüne katkısı olmadığı halde şiddeti tırmandırmanın hiçbir haklı ve mantıklı gerekçesi yoktur.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sorunun çözümü için uygun bir zemin hazırlamak amacıyla öncelikle akan kanın durdurulması gerekmektedir. Çünkü kan akmaya devam ettikçe çatışmacı ve şiddeti önceleyen bir dil kendine zemin bulmaktadır. Bizler Siverek halkı olarak Sorunun çözümünden yana olan tüm toplumsal çevreleri sorumluluk bilinciyle hareket etmeye ve çözüm yönünde güçlü bir irade ortaya koymaya çağırıyoruz. Akan kanın durmasını ve Kürt sorunun adil bir zeminde çözümünü isteyenlerin sesi kan akmasını isteyenlerin sesinden daha gür çıkmalıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bizler insan katlini haram kılan bir dinin mensupları olarak Kürtlerin yaşadıkları coğrafyanın asli unsuru olduğunu görüyor ve kimliksel, dilsel, kültürel vs. tüm haklarının zaman kaybedilmeden verilmesini adaletin bir gereği olarak görüyoruz. Hiçbir yönetimin bir halkı yok saymaya, asimile etmeye hakkı olmadığına inanıyoruz. Ulus-devlet paradigmasıyla hareket edildiği müddetçe sorunun adil bir zeminde kalıcı olarak çözülemeyeceğine inanıyoruz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Çözüm iradesini ortaya koyma noktasında büyük bir zafiyet gösteren hükümetin bu ürkek tavrıyla hiçbir adım atamayacağı tespitinden hareketle bırakın küçük adımlarla yetinmeyi çözüm konusunda daha kararlı ve etkili adımlar atması gerektiğini düşünüyoruz. Savaş baronlarının seslerinin kısılması için atılması gereken her bir adımın ivedilikle atılması gerektiğini düşünüyoruz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Akan kanın durması için tarafların ön koşulsuz görüşmelerinin bir gereklilik olduğunu düşünüyoruz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Şiddetin son bulduğu Kürt kavminin bu coğrafyanın asli halklarından olup diğer halklarla aynı haklara sahip bir şekilde yaşayacağı bir dünya istiyoruz.</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Özgür-Eğitim-Sen, Özgür-Der, Memur-Sen, Eğitim-Bir-Sen, Siyar-Der, Siverekli Kadınlar Kültür ve Yardımlaşma Derneği, Siverek&#8217;i Vilayet Yapma ve Kalkındırma Derneği, Siverek Muhtarlar Derneği, Terziler Odası, Siverek Madeni Eşya Esnaf ve Sanatkarlar Odası, Siverek Kadın Eğitim Kültür Derneği, Diyanet-Sen, Büro Memur-Sen, Sağlık-Sen, Toç Bir-Sen, Birlik Haber-Sen, Siverek Kereste ve Marangozcular Derneği temsilcileri</span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozguregitimsen.org/?feed=rss2&amp;p=704</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de özel okul var mı?</title>
		<link>http://www.ozguregitimsen.org/?p=700</link>
		<comments>http://www.ozguregitimsen.org/?p=700#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Jul 2010 21:34:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Konuk Yazar]]></category>
		<category><![CDATA[özel okul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozguregitimsen.org/?p=700</guid>
		<description><![CDATA[Özel okullar, özel okulculuk ülkemiz Türkiye’de eğitimin geleceği için hem nicelik hem de nitelik açısından çok önemli. Nicelik açısından durum aşikar; özel okulculuğun bugünkü yüzde ikilik payını kısa vadede bile yüzde yirmilere, otuzlara çekmemiz gerekiyor ve bu yapılabilir bir şey. Daha zor ve önemli konu özel okulculuğun nitelik sorunu.
Daha doğrusu meseleyi başlıktaki gibi koymak, “Türkiye’de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><a href="http://www.ozguregitimsen.org/wp-content/uploads/2010/07/yazi_okul.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-701" title="yazi_okul" src="http://www.ozguregitimsen.org/wp-content/uploads/2010/07/yazi_okul.jpg" alt="yazi_okul" width="425" height="282" /></a>Özel okullar, özel okulculuk ülkemiz Türkiye’de eğitimin geleceği için hem nicelik hem de nitelik açısından çok önemli. </span><span style="color: #000000;">Nicelik açısından durum aşikar; özel okulculuğun bugünkü yüzde ikilik payını kısa vadede bile yüzde yirmilere, otuzlara çekmemiz gerekiyor ve bu yapılabilir bir şey. </span><span style="color: #000000;">Daha zor ve önemli konu özel okulculuğun nitelik sorunu.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Daha doğrusu meseleyi başlıktaki gibi koymak, “Türkiye’de özel okul var mı ?” sorusunu tartışmamız gerekecektir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Özel okulculuk sadece bir “sahiplik” meselesi midir?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Türkiye’de mevcut özel okullar sisteminde çocuklar daha küçük sınıflarda okumaktadırlar, daha çok sosyal faaliyet yapabilmektedirler, buna zaten kimsenin itirazı olamaz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ancak eğitimde üniformite, yeknesaklık, Milli Eğitim Bakanlığı’nın, Talim ve Terbiye Dairesi’nin A’dan Z’ye vesayeti, mutlak kontrolü, anlamsız ve çağdışı dayatmaları sürdüğü sürece gerçek bir özel okulculuktan bahsetmek mümkün müdür?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Doğrudur, devletin, sistemin eğitimin bütünü üzerinde, devlet ya da özel, mutlaka bir norm kontrolü olacaktır ama bu kontrolün bu aşamalara kadar uzanması şart mıdır?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Devlet kendine ait okullarda istediği düzenlemeyi yapabilir, kimsenin itirazı olamaz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ancak, konu özel okulculuğa geldiğinde, devletin denetimi, norm belirlemesi ilkesel düzeyde Anayasa’nın ikinci maddesinde ifadesini bulan demokrasi, laiklik ve sosyal hukuk devleti ilkeleriyle ve ülkenin toprak bütünlüğü ile sınırlı olmalıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Türkiye’de ise durum hiç de öyle değildir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sabahları çocuklara söyletilen andımızdan, saçma sapan milli güvenlik bilgisi derslerine, tarihte hep bizden kat ve kat kalabalık ve daha iyi donatımlı orduları perişan edişimizden, kimsenin okuma alışkanlığı bile edinemediği edebiyat derslerine kadar süren resmi dayatmacılıkların gerçek bir özel okulculukla anlamlı bir birlikteliği düşünülemez.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Türkiye’de özel okulculuk gelişecek ise, bu gelişme mutlaka ama mutlaka müfredat, hoca, ders kitabı seçiminde özel okulların bağımsız değil ama özerk karar alabilmeleri ile mümkün olabilecektir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bağımsızlıkla özerklik arasındaki farkı da Anayasa’nın ikinci maddesinin bağlayıcılığı belirler.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Gerçek özel okulcuların, eğitimcilerin de orta vadede “sahiplik” ile yetinmeyeceklerini, anayasal sınırlar dahilinde eğitim özerkliği isteyeceklerini düşünüyorum, umuyorum.</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">ESER KARAKAŞ, <a href="http://www.stargazete.com/egitim/yazar/eser-karakas/turkiye-de-ozel-okul-var-mi-274797.htm" target="_blank">STAR GAZETESİ</a></span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozguregitimsen.org/?feed=rss2&amp;p=700</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“657” memur zihniyetiyle değiştirilmemeli</title>
		<link>http://www.ozguregitimsen.org/?p=696</link>
		<comments>http://www.ozguregitimsen.org/?p=696#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Jun 2010 18:53:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ufuk Coşkun]]></category>
		<category><![CDATA[657]]></category>
		<category><![CDATA[devlet memurları kanunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozguregitimsen.org/?p=696</guid>
		<description><![CDATA[Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda değişiklik öngören 23 maddelik kanun tasarısının TBMM’ye gönderileceğini düzenlediği bir basın açıklamasında kamuoyuna bildirdi. Açıklamanın hemen ardından 657’de değişiklik öngören 23 maddelik kanun tasarısı sendikalar tarafından şiddetle eleştirilmeye başlandı. Sendikalar doğal olarak kendilerini yakından ilgilendiren bu değişiklik konusunda fikirlerinin alınmadıklarından şikâyetçiler. Bir milyon 769 bin memuru [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><a href="http://www.ozguregitimsen.org/wp-content/uploads/2009/12/yazar_coskun.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-164" title="ufuk coşkun" src="http://www.ozguregitimsen.org/wp-content/uploads/2009/12/yazar_coskun.jpg" alt="ufuk coşkun" width="214" height="286" /></a>Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda değişiklik öngören 23 maddelik kanun tasarısının TBMM’ye gönderileceğini düzenlediği bir basın açıklamasında kamuoyuna bildirdi. Açıklamanın hemen ardından 657’de değişiklik öngören 23 maddelik kanun tasarısı sendikalar tarafından şiddetle eleştirilmeye başlandı. Sendikalar doğal olarak kendilerini yakından ilgilendiren bu değişiklik konusunda fikirlerinin alınmadıklarından şikâyetçiler. Bir milyon 769 bin memuru yakından ilgilendiren böyle bir konuda sendikaların görüşlerinin alınmaması gerçekten de eleştirilmeye değer bir konu. Fakat sorun sadece bu değil. Asıl eleştirilmeye değer görülen nokta; 657 sayılı kanunda yapılacak olan bazı yasa değişikliklerin eskilerini aratır cinsten daha katı ve baskıcı bir zihniyetle ele alınmış olmasıdır. Şüphesiz 657 sayılı kanun değiştirilmeli çünkü bu kanun, 1960’lı yılların zihniyet ortamında dönemin koşullarına göre çıkartılmış bir kanundur. Örneğin amirinden izinsiz il dışına çıkamama kuralı olağanüstü durumlarda memurlara duyulan ihtiyaçtan dolayı idi. Çünkü o dönemde havayolları bu kadar gelişmiş değildi, üstelik cep telefonu da yoktu. Bu yüzden memurların il dışına çıkışları gerekli bir sürü prosedürün uygulanmasıyla gerçekleştiriliyordu. Artık Türkiye’de bir yerden bir yere gidiş ve dönüşler uçakla 2-3 saati bulmuyor. Ayrıca iletişim de eskiden olduğu gibi zor değil. Haliyle bu yasanın iptali gerekmekteydi. Nitekim bu kanun maddesi ile ilgili olumlu bir yaklaşım söz konusu.</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Memur zihniyeti hakim</span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Ancak vahim olan ve memurları ciddi anlamda sıkıntıya sokacak olan, her kanun maddesinin bu anlayışla ele alınmamış olmasıdır. Yani çağın gelişen teknolojileri dikkate alınırken maalesef düşünce ve zihniyet alanındaki gelişmeleri hiç dikkate alınmamış. Bazı değişikliklerde neredeyse 1960’lı yılları aratan eski, dar, baskıcı aynı zamanda uysal, itaatkâr memur zihniyetine dönük izlere rastlanmakta. Memurları amirlerine mahkûm bırakan, iş barışını zedeleyen, farklı görüşten olanları ve eleştirenleri dışlayan ve onların işten atılmasını kolaylaştıran bir anlayışla güya 657’de köklü değişikliklere gidildiği izlenimi verilmektedir. 657’de değişikliğe gidilecek olması en azından böyle bir düşüncenin oluşmuş olması şüphesiz sevindirici bir gelişmedir. Ancak değişiklik tasarısı yakından incelendiğinde ortada olumlu görülebilecek bir gelişmenin varlığından söz edemiyoruz. Çünkü 657 sayılı kanun yine malûm memur zihniyetiyle ele alınmıştır. Yani her zaman olduğu gibi yine memurları risk altında bırakacak olan birtakım değişikliklerin tasarıda yer aldığını görmekteyiz. Örneğin tasarının 13. maddesi ile mevcut 657 Sayılı Yasa’nın 125. maddesinde yer alan uyarı veya kınama cezası öngörülen fiillerin çoğu, yerine maaştan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması gibi daha ağır cezalara bırakmıştır. Tasarı aynı zamanda memurları amirleri karşısında daha dikkatli olmayı sevk etmektedir. Bir başka deyişle memurları el pençe divan durdurmayı hedeflemektedir. Tasarıda, görev sırasında amirlerine söz ile saygısızlık etmek, verilen emirlere itiraz etmek, görevleri tam ve zamanında yapmamak, hizmetin yürütülmesinde ve görevin yerine getirilmesinde kurumlarınca belirlenen usul ve esaslara uymamak, basına demeç ve bilgi vermek gibi ifade edilen fiiller disiplin konusu edilebilecek fiillerdir. Ne var ki bunların objektif olarak değerlendirilmesi bir hayli güçtür. Daha da önemlisi istismara açık disiplin konularıdır bunlar. Özellikle son zamanlarda kurumlarda yer eden kutuplaşma ve karşıt görüşlerin birbirleriyle olan iletişimleri ve birbirlerine gösterdikleri tahammülsüzlük dikkate alındığında birçok memurun bu anlamda mağdur olacağı daha şimdiden bellidir.</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Toplu ödeme bir devletleştirme projesi</span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Tasarıda yer alan bir diğer önemli konu da; sendika üyesi çalışanlara Ocak, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarında olmak üzere yılda 4 defa toplu görüşme ödeneği (122 TL) verilmesidir. Bu apaçık sivil örgütleri devletleştirme projesidir. Çünkü sendikalar gücünü sivil üyelerinden alır ve finansmanını da sivil üyelerinden karşılar. Bu şekilde devletten bağımsız hareket ederler.122 TL ücretle devlet eliyle sendikacılık anlayışının önü açılmak istenmekte en önemlisi de sendikaların yaptırım gücü kırılmak istenmektedir. Birçok sendikanın yaptığı gibi tasarıyı tümden reddetmek doğru bir yaklaşım değil. Şüphesiz memurların aleyhine işleyen birtakım olumsuz değişiklikler var ancak bunun yanında olumlu sayılabilecek bazı değişikliklere de yer verilmiştir. Örneğin memura sicil notu, doğum izni ve özel sektörden yönetici atama gibi olumlu bakabileceğimiz değişikliklerde söz konusudur. Gizliden verilen sicil notu şimdiye kadar çok sayıda memuru mağdur etmiş ve çeşitli haksızlıkların oluşmasına neden olmuştu. Keza bu ödüller için de geçerlidir. Sadece kurum amirinin inisiyatifine bağlı gelişen durumlardır bunlar. Kurum amirleri sicil notlarını verirken kendisiyle iyi ilişkiler içerisinde bulunan ve kendi gibi düşünen kamu çalışanlarını iltimas geçerken diğer çalışanları rahatlıkla göz ardı edebiliyorlardı. Bu durumun düzeltilmesi hak ve adalet açısından büyük önem taşımaktadır.</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">“Memur zihniyeti” ülkeye zarar veriyor </span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Türkiye daha düne kadar modernleşmesini memurlar üzerinden gerçekleştirmeyi deneyen bir ülkeydi. Ancak Türkiye’de zamanla “memur zihniyeti” diyebileceğimiz çok farklı bir bakış açısı üretildi. Öyle ki bu anlayış; resmi ideolojinin dayatılmasının tipik bir ürünüydü. Şüphesiz bir ülkenin kamu çalışanları o ülkenin sosyal, siyasal ve ekonomik alandaki kalitesini ortaya koyması açısından büyük önem arz etmektedir. Bu bakımdan kamu çalışanların kanun maddeleriyle uysallığa, otoriteye itaati ve korkaklığa alıştırılmamaları gerekir. Kendilerine sağlanan güvenceyle ve adil çalışma ortamlarıyla en iyi hizmeti üretmeleri sağlanmalıdır. En önemlisi de memurların özgürce düşünmelerinin önü açılmalıdır hatta gerektiğinde kurumlarını bile eleştirebilme imkânlarına kavuşturulmaları gerekmektedir. Bunun eksikliğini ve doğurduğu vahim sonuçları özellikle eğitim kurumlarında çok iyi görmekteyiz. Bugün memur zihniyetinin ortaya çıkardığı kısıtlı ve dar düşünme biçiminin en hazin örneklerini özgürlüğün ve demokrasinin en iyi şekilde verilmesi gereken eğitim kurumlarında rastlamaktayız. Örneğin bugün eğitimcilerin büyük bir çoğunluğu kılık kıyafet serbestliğine karşı dururken öğrenci ve öğretmen nöbetlerini eğitimin temel taşı olarak değerlendirebilmektedirler. Bugün eğitim kurumlarında nöbet tutmanın kutsal bir görev olduğu bizzat eğitimciler tarafından aşılanmaktadır. Bu anlayışın oluşmasına neden olan bu türden kanunların birde bu açıdan değerlendirilmesinde fayda vardır.</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">Kanunun ruhu da önemli</span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;">657’de yapılacaksa bir değişiklik öncelikle bu kanunun içeriği(ruhu) insani açıdan değerlendirmeye alınmalıdır. Kamu çalışanları da insandır çünkü. Memurlarına robot muamelesi yapan bir anlayış kesinlikle ülkeye faydadan çok zarar getirecektir. Bu yüzden tasarı bir kez daha gözden geçirilmeli. Sendikaların katılımıyla yeniden alınıp daha kapsamlı bir şekilde değişikliğe gidilmelidir. Çünkü performans sıkıyönetimin ilan edildiği bir iş ortamında değil aksine özgür ve adil iş ortamlarında yükselir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozguregitimsen.org/?feed=rss2&amp;p=696</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İller arası ve özür grubu yer değiştirmelerindeki mağduriyetler giderilmelidir</title>
		<link>http://www.ozguregitimsen.org/?p=690</link>
		<comments>http://www.ozguregitimsen.org/?p=690#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jun 2010 15:57:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sendikamız Haber]]></category>
		<category><![CDATA[atama yönetmeliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ozguregitimsen.org/?p=690</guid>
		<description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen 2010 yaz tatili dönemi tercihe ve özür durumuna bağlı, iller arası ve il içi yer değiştirmelerdeki eksiklikler ve yanlışlıklar, öğretmenlerimize mağduriyet yaşatmaya devam ediyor. Bazı il müdürlüklerinin iller arası atamalarda tüm kontenjanları il dışından tayin isteyecek öğretmenlere açmaması, eşitsizliğe sebebiyet vermiş; uygulamada da çeşitli sorunlar ortaya çıkmıştır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"><a href="http://www.ozguregitimsen.org/wp-content/uploads/2010/06/aciklama_soru.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-691" title="aciklama_soru" src="http://www.ozguregitimsen.org/wp-content/uploads/2010/06/aciklama_soru.jpg" alt="aciklama_soru" width="300" height="300" /></a>Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen 2010 yaz tatili dönemi tercihe ve özür durumuna bağlı, iller arası ve il içi yer değiştirmelerdeki eksiklikler ve yanlışlıklar, öğretmenlerimize mağduriyet yaşatmaya devam ediyor. Bazı il müdürlüklerinin iller arası atamalarda tüm kontenjanları il dışından tayin isteyecek öğretmenlere açmaması, eşitsizliğe sebebiyet vermiş; uygulamada da çeşitli sorunlar ortaya çıkmıştır. Sendikamıza gelen e-postalardan birini, sık yaşanan sorunlardan birini örneklendirdiği için kamuoyuyla paylaşıyoruz:</span></p>
<p><span style="color: #000000;">&#8221; Sözgelimi, yönetmeliğin 26. maddesi 6. bendinde &#8220;ildışı ve iliçi atamalar beraber yapılır&#8221; deniyor. &#8220;Yerleştimeler de puan üstüğüne göre yapılır&#8221; deniyor 7. bendinde. Fakat uygulamada böyle olmadı. İl dışı atamaya kontenjan sınırı getirildi. Bu nedenle, belirli kontenjan donduruluğu için yalnızca bir kişinin tercih ettiği kurumlara bile il dışından tercih eden kişiler yerleşemedi. Puan üstünlüğü esası ihlal edildi kontenjan uygulamasıyla. Kurum bazında minimum puanlar yayınlandı Personel Genel Müdürlüğü sitesinde.  Tercih ettiğim bir çok okul bu listede bulunmuyor. Bazı tercihlerimize ise bizden düşük puanlı il içi atamalar yapılmış durumda, sırf kontenjan uygulandığı için. Kısa süre sonra bu liste sözkonusu siteden kaldırıldı, fakat herkes bu listeyi kaydetti bilgisayarına.&#8221;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Görüldüğü gibi yönetmeliklerin titiz hazırlanmamasından kaynaklanan sorunlar, öğretmenlerimizin yeni sıkıntılarla karşılaşmalarına yol açmaktadır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>ÖZÜR GRUBU ATAMALARI DA MAĞDUR ETTİ!</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ayrıca 2010 yaz tatili dönemi sözleşmeli öğretmenlerin özür durumuna bağlı yer değiştirme atamalarında da 2 bin 683 öğretmenin mağdur olduğu bilgisi kamuoyuna yansımıştır. Bu tür yanlışlıklar, öğretmenlerimizin tercihlerine saygısızlık olduğu gibi çalışma haklarına ve özgürlüklerine getirilen bir kısıtlamadır. Ayrıca aile bütünlüğünü bozan, çocukları anne ve/veya babalarından koparan kararların ortaya çıkması, yanlışın başka bir trajik boyutunu oluşturuyor.</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">SORUNLAR YAZ DÖNEMİNDE ÇÖZÜLMEK ZORUNDADIR</span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;">Özgür Eğitim-Sen olarak Milli Eğitim Bakanlığı Personel Müdürlüğü&#8217;nden öğretmenlerimizi daha fazla mağdur etmeden sorunlara gerçekçi çözümler bulmasını bekliyoruz. Yönetmelikler hazırlanırken pratikteki sonuçlarını öngörmeyen yaklaşımlar terk edilmelidir.  Ortaya çıkan mağduriyetlerin çözümü içinse bir sonraki atama döneminin beklenmesi yerine acilen harekete geçilmeli ve yaz döneminde sıra sistemi daha sık çalıştırılmalıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu uygulamaya isteğe bağlı iller arası atamaların da dahil edilmesi gerektiği açıktır. <strong>Temmuz&#8217;daki il içi atamalara, iller arası seçeneği de eklenmesi uygun bir adım olacaktır.</strong></span></p>
<p><span style="color: #000000;">Öğretmenlerimizin karşılaştığı sorunların çözüm sürecinde adaletin, hakkaniyetin ve tutarlılığın sağlanması için Özgür Eğitim-Sen olarak Bakanlık yetkililerini hızlı ve dikkatli davranmaya davet ediyoruz.</span></p>
<p><strong><span style="color: #000000;">ÖZGÜR EĞİTİM-SEN</span></strong></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ozguregitimsen.org/?feed=rss2&amp;p=690</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
