Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay. İhtilal ürünü olan bu üçlü yapılanma, ülkemizde hala bir cumhuriyet konseyi gibi demokrasinin başında giyotin gibi kelle almaya devam ediyor. Sayıştay, Danıştay ve Yargıtay’dan memnun olan bir tek hükümet görülmemiştir. Memnun olanlarda zaten halk için, demokrasi ve insan haklarının düzelmesi için çalışmamışlardır.
Danıştay’ın YÖK’ün yapmaya çalıştığı katsayı düzenlemesinin yürütmeyi durdurma kararı da 28 Şubat Cuntasının İmam Hatiplilerin önünü kesmek adına yaptığı hukuk garabetlerinden, balans ayarlarından biriydi. Danıştay bu haksızlığı düzeltmeye çalışanları alkışlayacağı yerde, 28 Şubatçıları ve aldıkları kararları onaylarcasına yürütmeyi durdurmuştur. Ehh sonuçta biri ihtilalın kurduğu yapılanma diğeri post-modern ihtilal.
Zaten katsayı denilen bu garabet kökten yanlıştır. Bir ülkenin eğitim kurumları arasında,sistemsel bir ayrımcılığın ispatıdır. İlköğretimde çok parlak olmayan öğrencileri “bari bir mesleği olsun” mantığıyla meslek liselerine gönderilir. Ama şu da var ki ilköğretimde başarısız, tembel, işe yaramaz diye damgalanan nice öğrenci ortaöğretimde hayatın gerçeklerine vakıf olup harika işler çıkarabiliyor. Buna vakıf olma süresi gecikti diye ÖSS yarışı denilen garabete, diğer liselerde okuyanlardan daha geride başlatamazsınız. Tüm liselerde okuyanlar aynı şartlarda girmelidirler sınava ki, ben sınava da karşıyım. Her yıl ikimilyon öğrenciyi ikiyüzbin kontenjan için yarıştır. Sonra o ikiyüzbin mezundan elli bini iş bulsun. Gerisi baba evinde, kahve köşesinde, KPSS sınavlarında bunalım halinde kalsın. Bu durumdaki insan kendisine uzanan her ele muhtaç olur ki; çoğu zaman bu eller temiz eller olmuyor.
DANIŞTAY SADECE HUKUKİLİK DENETİMİ YAPABİLİR, YERİNDELİK DENETİMİ YAPAMAZ.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin NTV’ verdiği demecinde, Danıştay’ın kendisine gelen kanun tasarılarında hukukilik denetimi yapabileceğini, yerindelik denetimi yapamayacağını söyleyerek bir nevi idari işlem yaparak, yürütmenin yetkilerine müdahale etmeye çalışan bir algı oluşturduğunu söylüyor. Çok yerinde ve anlamı bir tespittir bu. Yıllarca ülkemizde yapılanlar hep buydu. Yargının, yürütmenin, yasamanın, bürokrasinin birbirine karışık bir yetki bilmezliği ve had aşmalarıydı. Konumunu, işini, yetkilerini bilmeyen kişilerin siyasi arenada yer bulmaları ve bunların iş bilmezliğini, bilenlerin uyanıklığıyla doldurup durumdan vazife çıkarmaları ve bu vazifelerin kanunmuş, teamülmüş gibi süregelmesidir şu andaki kargaşanın temeli.
Bu kararın verilmesinde 28 Şubat’ın Binyıl süreceğini hala düşünenlerin imzası vardır. İlköğretimden beri aileleri tarafından üniversiteye hazırlanan yüzbinlerce gencin moral, motivasyonunu yıkan bu hukuk garabeti bir an evvel düzeltilmelidir.
YÖK halen yürürlükte olan alan içi tercihte 0.8, alan dışı tercihte AOBP’nın 0.3 ile çarpılması sistemini, alan içi 0.15, alan dışı AOBP’ 0.13 olması yönünde yaptığı düzenlemenin, Danıştay tarafından yürütmeyi durdurması kararının, aradaki farkın çok az olmasından çıktığı ve aradaki farkı artırarak, yeniden denenmesi konusunda da görüş bildirenler de var. Daha önce yapılan YÖK genel kurulunda böyle söylemler dillendirilmişti.
Bunca gencin ve onların ailelerinin kafasında soru işaretleri bırakan ve motivasyonları sıfıra indiren bu kararı alkışlayanlarda var tabii ki. Danıştay’ın eski başkanlarından Nuri Atay Danıştay’ın kararının doğruluğunu savunarak, YÖK’ün itiraz etmesinin sınav sonuçlarını geçersiz hale geleceğini söylemesi de bunca belirsizlik ve huzursuzluk ortamında yangına benzin oldu. İstikrar kazanmış! bir durumu hukuki zemini değiştirmeden değiştirmek uygun değil. Bu katsayı uygulaması istikrar kazanmıştır doğru, istikrarlı biçimde kişisel tercihleri veya inançları doğrultusunda, İmam Hatiplere okuyan yüz binlerce genç istikrarlı biçimde sistem dışına itilmiştir. Bu kararı halk istemedi, parlamentoda halkın vekilleri yapmadı. 28 Şubatçılar bu ve buna benzer birçok belayı halkın başına sarmışlardır. Amma Velakin buna ses çıkarmayan vekilleri de halk sistemin dışına itmiştir.
NELER YAPILMALI?
Hükümetin seçimlerde ki vaatlerinin başında gelen İhtilal ürünü YÖK kaldırılmalı yükseköğrenimi düzenleyecek yeni bir yapılanmaya gidilmelidir.
İnsanların değişebileceği, pozitif durumlar içine girebileceği, kişisel tercihlerini değiştirebileceği, kendi bilgi beceri ve yeteneklerini sonradan keşfedebileceği, düşüncesinden yola çıkarak, katsayı zulmüne son verilmelidir.
Danıştay, Sayıştay ve Yargıtay’ın görev ve yetki tanımları yeniden yapılmalı-yapılandırılmalı.
Bu tür demokratik ve insan hakları bakımından temel teşkil eden konularda, iktidarı, muhalefeti, korkularından arınmış, oy kaygısı gütmeden el ele verip halk için çalışmalıdırlar.
Yoksa bu halk onları da onlardan öncekilere yaptığı gibi sistem dışına iter.
(*)Süleyman Demirel

