Zorunlu Eğitim Kaç yıl Olmalı?
Yeni Türkiye'nin öğretmenleri
Bırakalım adım adım tasfiye sürecinde olan Eski Türkiye'nin medya elemanlarının maskara haline gelişini ve Yeni Türkiye karşısında diz çöküşünü...Bizim Yeni Türkiye'yi inşa ederken daha ciddi dertlerimiz var... Bu arada Yeni Türkiye'yi destekliyor gözüken düşük profilli medya elemanları da haset, fesat, fitne, nifak gibi hastalıklara kapılırlarsa onlar da zaman içinde Eski Türkiye elemanlarıyla beraber çöplüğü boylar. Yok eğer onlar da akıllı olurlarsa, büyük resmi görürlerse konumlarını ve önemlerini de arttırırlar...
Neyse geçelim Yeni Türkiye'nin eğitim meselesine... Bildiğiniz gibi, Atatürk İlkeleri ve İnkılâp tarihi dersleri liselerden üniversitelere kadar okutulmaktadır. Bu ders yalnızca bir tarih anlatımı olmayıp Kemalist düşüncenin, devlet, yurttaş bunlar arasındaki ilişkinin niteliği, Türk kadını (Cumhuriyet Kadını), Türk erkeği ve bunların batıcı yaşam modeli üzerine kurgulanmış bir toplum mühendisliği içeriğindedir. Özgür Eğit-Sen lideri Yusuf Tanrıverdi'nin dediği gibi... Osmanlı toplum yapısındaki tüm toplumsal değerleri geri ve ilkel olarak tanımlayan, "aydınlanmanın" ilerleme düşüncesini prensip olarak benimseyen bu ders kitabındaki tarih anlatımı da oldukça yanlıdır. Bir gecede alınan kararla ilan edilen Cumhuriyet sanki irticaya/İslami kesime ve Kürtlere karşı verilen ulusal bir savaş sonucu zorluklarla kurulduğu gerçek dışı imalarıyla doludur. Şapka Kanunu gibi bir dayatma, harf değişimi gibi saçmalık ilericilik olarak okutuluyor. Devleti, ideolojiyi, etnik kimliği öne olan, farklılıklara kapalı, ülkenin çok kültürlü yapısını yok sayan, inkârcı bir eğitim anlayışla; barış, adalet, eşitlik ve dayanışma içinde bir toplum olmamızın önündeki en büyük engellerden biridir.
Yeni Türkiye'nin öğretmenleri, görevi artık ideoloji aşılamak olmayan bakanlığın bu dersi okutuyor olmasının görev tanımıyla çelişmekte olduğunu düşünüyor...
Muvazzaf subayların, resmi elbiseyle okullarda ders vermek suretiyle çocuklara militarist fikirler aşıladıklarını ve 28 Şubat sürecinde öğretmenleri fişledikleri ifademiz hakkında TCK 301. Madde'den hem "Cumhuriyeti" hem de "Devletin askeri teşkilatını" alenen aşağılamaktan iki kez cezalandırma talebiyle Özgür Eğit-Sen Başkanı hakkında dava açılmıştı...
Oysa bu iddialar Balyoz darbe planlarında ve Ergenekon soruşturmalarında fazlasıyla ortaya çıkmıştı... Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan emekli Binbaşı Fikret Emek'in evinde ele geçen belgeler arasında öğretmenlerin, okul müdürlerinin, müfettişlerin ve milli eğitim müdürlerinin fişlendiği bir dosya ortaya çıkmıştı.
MGD askeri vesayetin eğitim üzerindeki somutlaşan yüzüydü. ÇOK ÖNEMLİ DEVRİMSEL BİR ADIMLA BU DERS KALDIRILDI. Dersin içeriğinde verilen iç-dış tehdit konularıyla bir paranoya yaratılmak isteniyordu. Düşman tehdidi ve korkusuyla yetişen gençlerin askerin ülkenin tüm meselelerine müdahil olmak istemesini anlaması ve içselleştirmesi ve kabullenmesi sonucu bekleniyordu. Tüm komşu ülkelerin düşman, İsrail'in ise dost ve müttefik olarak betimlenmesi üzerinden gençlere verilmek istenen mesaj, 28 Şubat'ı örgütleyen generallerin bölge siyasetine ilişkin pozisyon alışları ve bunu gençlere empoze etmeleri kabul edilebilecek bir tutum değildi.
Andımız denen metin ise ayrı bir mesele... Süreç içinde bazı değişikliklere uğrayan bu garip metin 1933'de eski Milli Eğitim Bakanı Reşid Galip tarafından yazılıp okullarda okutulmaya başlamıştır. Büyük ihtimalle "andımız" Nazi Almanya'sına ya da Mussolini İtalya'sına öykünerek ortaya çıkmıştır. Mussolini İtalya'sında okullarda okutulan "kara gömlekliler marşı" içerik olarak "andımızla" örtüşür. Lideri yücelten, devlete bağlılığı kutsayan, ırkını tüm ırklardan üstün görüp onu gurur kaynağı yapan bir içeriğe sahiptir her iki marş da.
İnsanın tesadüfî özelliklerinden biri olan "ırkı" kutsayan bir gençlik hedeflenir. Bahsedilen ülkeler yaşadıkları demokratik gelişme sonucunda evrensel değerlerle örtüşmeyen toplumu her açıdan tek tipleştirmeye ve insana seçme hakkı tanımayan sanal ve uydurulmuş kutsal serenomilerden vazgeçtiler. Ancak ülkemiz siyaseti ve sosyal hayatı halen ağır bir Kemalist ideoloji baskısı altındadır.
Bireyin kendi başına bir değer olarak algılanmadığı, tanınmadığı ve saygı duyulmadığı ülkemizde, totaliter ideoloji baskı ve dayatmalarını kendi sanal kutsalları üzerinden sürdürmeye devam ediyor.
Eğitim sistemimiz; bireyi, farklı etnik kimlikleri, farklı inançları ve yaşam formlarını inkâr etmek ve yok saymak üzerine kurgulanmıştır. Devlet erkânı her ne kadar "asimilasyon" yapıldığını reddetse de, eğitim sistemi tüm özüyle asimilasyoncudur. Asimilasyon sadece etnik kimlikler üzerinden değil, inanç ve seçme hürriyeti üzerinden de yapılmaktadır. Bir asimilasyon metni olan andımız kaldırılmalıdır.
- Diğer Başlıklar
- Yorumlar
- Tavsiye Et
- Yazdır
KONFERANSA DAVET
DARGEÇİT’TE ÖĞRETMENE ŞİDDET PROTESTOSU
Eğitim tartışmaları ve yaralı bilinç
EK ÖDEME ALMADAN MASADAN KALKMAK İHANETTİR!
SENDİKA YASASI ÇIKTI! STAJYERLERDE ARTIK SENDİKALI
Genel Başkanımız Yusuf Tanrıverdi Beyaz Tv Eğitim Tartışması
Ankara’da 1. Yıl Dönümünde Suriye İntifadası Selamlandı Ankara Kızılay Güvenpark’ta Suriye İntifadasına destek eylemi düzenlendi.
ÖZGÜR EĞİTİM-SEN HALEPÇE KATLİAMI YIL DÖNÜMÜNDE PANEL YAPTI
ŞEHİT İSKİLİPLİ ATIF HOCAYI RAHMETLE ANDIK
Yeni Türkiye'nin öğretmenleri
Necatibey Caddesi No: 74/14 Kızılay/ANKARA
Tel : 0 (312) 229 08 22
Fax : 0(312) 229 08 23
E-mail : ozguregitimsen@gmail.com
Tel : 0 (312) 229 08 22
Fax : 0(312) 229 08 23
E-mail : ozguregitimsen@gmail.com